Gençti, bütün saflığıyla karşımda duruyordu ve cahilliği ona anlam verilemez bir çocuksuluk katıyordu.
Maviydi, belki de gördüğüm her maviden daha derindi. Maviliğine eksik olmayan ışığı eşlik ediyordu tecrübesizliğinin. Aynaları kıskandıracak kadar karanlık iki nokta vardı benim gökyüzümde, beni takip ediyorlardı.
Beyazdı, ulaşılamaz olmanın verdiği hazzı taşıyordu her zerresinde. Henüz kirlenmemiş topraklara düşen ilk kar tanesi kadar beyaz ve kırılgandı.
Soğuktu, güz ayazında bir şarapçıdan farksız. Hiçbir içki ısıtmayacaktı onu umutla açılmış bir kucak kadar.
Ürkekti, annesini kaybetmiş bir tarla kuşu kadar. Hangi sesi çıkaracağını bilmeden sessizdi.
Mağrurdu, her savaşta galip gelmiş, önünde yedi cihan diz çökmüş bir sultan kadar.
Dibine ışık vermeyen aşkıyla,
Aydınlattı geceyi bir anlığına.
04 Ekim 2017 / 0:21
~Hara